Rainer Maria Rilke’nin Bendeki Etkisi 

Rainer Maria Rilke   Alman lirik şiirinin en önemli temsilcilerinden biridir.Zor bir çocukluk dönemi geçirmiş .   Babası Josef Rilke (1838–1906) Alman kökenli bir demiryolu memuru, annesi ise Praglı zengin bir aileye mensuptu. Çok hırslı ve kaprisli bir kadın olan annesi oğlunu kendi özlemleri doğrultusunda yetiştirmek

istedi. Altı yaşına gelinceye kadar kız çocuğu gibi giydirilen Rilke, zayıf ve ince ruhu nedeniyle annesinin bu tutumundan etkilenerek başta kadınlar olmak üzere insanlarla iletişim kuramaz hale geldi. Şiirlerinde çocukluk yıllarını bir yandan içtenlikle bir yandan da korku çağrışımlarıyla anlatmasının en büyük nedeni de budur.

1896-99 yılları arasında öğrenimini Münih ve Berlin’de sürdüren Rilke, Münih te  yaşayan kadın şair Lou Andreas-Salomé ile tanışmış.  Daha önceki yıllarda Nietzsche’nin aşık olduğu bu kadının Rilke’nin sanatçı kişiliğinin gelişmesinde büyük rol oynadığı belirtilir. Salome ile birlikte 1897’de Berlin’e, 1898’de Floransa’ya bir yıl sonra da Rusya’ya giden yazar, Rusya’da Tolstoy tarafından karşılanıp dönemin ünlü ressamı Pasternak ile tanışınca büyük mutluluk duymuş. Kremlin’de tanık olduğu Ortodoks Paskalya Yortusuve Rus halkının dindarlığı yazar üzerinde önemli etkiler bıraktı. İki yıl sonra yine Lou Andreas’la birlikte ikinci kez Rusya’ya giden Rilke, ülkenin güney bölümünü de dolaşarak yeniden Tolstoy’la buluştu. Bu geziden sonra ruh sağlığı bozulan yazarı terk edenler arasında Salome’de bulunuyordu.

Rainer Maria Rilke Alman şair..insana “keşke almanca bilseydim” dedirten şair.ilginç bir özelliği çoğu şiirini ayakta yazmış olmasıdır.vakitsizlikten değil tarz meselesi.anılara sonuna kadar sadığım, insanlara hiçbir zaman öyle olmayacağım.” demiş şair

rilke’nin bir başka ilginç özelliği sağ eliyle yazarken sol eliyle şarap kadehini tutmasıydı… şarabı eserlerine içirmiştir.

beklemek yok artık, bakıp durmak öteye;
ölümün bile hakkını vermek özlemine
yer var ancak; ve elleri yadırgamasın diye
bizi, bilmeye dünyayı bütün bütüne.

”binlere kök salarak
kavramak hayatı derinden
ve ortasından geçerek acının
olgunlaşmak hayatın taa ötesinde,
taa ötesinde zamanın!”

Yazarın bende ki etkisi;  yazmış  olduğu  şiiri  paylaşmak istiyorum..

Sen Daha Başından

Sen kollarıma asla gelmemiş sevgili,
sen yitirilmiş olan daha başından,
senin hangi şarkılar gider hoşuna
hiç öğrenemedim. Vaz geçtim ben seni
gelecek anın kabaran dalgaları içinde
tanımaya çabalamaktan. İçimdeki
tüm uçsuz bucaksız imgeler – – çok uzaktaki
derinliğine hissedilen peyzaj,
şehirler, kuleler, köprüler ve patikaların tahmin-
edimedik dönemeçleri
ve şu bir vakitler nabzı tanrıların hayatıyla atan
kudretli topraklar – –
tümü, beni her zaman atlatan seni
anlamlandırmak için içimden yükselirler.

Sen, sevgili, daima hasretle seyrettiğim
bahçelersin sen. Bir kır evinde
açık bir pencere – -, ve sen daha yeni
atmışsın adımını dışarı, dalgın düşünceli
karşılamak için beni. Rast gele geçtiğim sokaklar, – –
sen onlarda az önce yürümüş ve gözden kaybolmuşsun.
Ve bazen, bir dükkanda, aynalar hala sersemlemiş
olurlardı senin orada bulunmuş olmandan, irkilmiş
geri verirlerdi benim çok ani hayalimi.Kim bilir? belki de
aynı kuş yankılanıyordu içimizden ikimizin de
ayrı ayrı, dün akşam.